| Türkiye Gazetesi - Mutfakta iyileştim |
|
|
| Çarşamba, 16 Temmuz 2008 | |
|
Hülya Erol, eski bir siyasetçi... 10 yıl önce felç olmuştu, fizik
tedavi ile sadece elleri çalışmaya başladı... Daha sonra mutfağa girdi
ve “yemek yaparak” hayata bağlandı. Tabii evin mutfağında hazırlanan yemekler “www.annemmutfakta.tv” adresli internet sitesinde videolarla halka bedelsiz bir şekilde hizmete sunuluyor. Yüzlerce yemek tarifinin yer verildiği sitede, Hülya Erol’un çocukluktan beri sahip olduğu zengin birikim gözler önüne seriliyor. Kızlarıma çilek reçeli tarifi yazarken eşin, dostun isteğiyle bu işin ‘misyona’ dönüştüğünü kaydeden Erol, “Seydişehir’de büyüklerimden öğrendiğim, daha sonra kurslarla ve derneklerle pekiştirdiğim bilgi birikimimi insanlarla paylaşıyorum. Güzel memleketimizin her beldesinden farklı yemekleri arşivimize dahil ettim. Türkiye’de ilk kez böyle bir şey yapılıyor. Amacım kaybolmaya yüz tutan Türk kültürünün en önemli mihenk taşı olan mutfağımızı teknolojiyle gençlere ulaştırmak. Gurbette olanlar, yeni evliler, mutfak meraklıları, aşcı adayları bizi takip ediyor. Tabii ki misyonun devam etmesi için ya devletin ya da sponsorların bize destek olması gerekiyor” diyor.4-5 YAŞINDA MUTFAKTA Merakının çok küçük yaşlarda başladığını kaydeden Hülya hanımın hikâyesi de oldukça ilginç: “Daha 4-5 yaşlarında, Seydişehir’de çok büyük bir konakta büyüdüm. Eskiden oteller yoktu, küçük yerlerde, dışarıdan gelen kişileri o mahallenin evlerinde ağırlarlardı. Bizim evimizin içinde gelen misafir için ‘hariciye’ diye bir bölüm vardır. Bu ara evin kapı ve penceresi ayrıydı. Aşçımız İsmet Teyze’yi hiç unutmam. Onun peşini bir an bırakmıyor: ‘Teyze onu nereye koydun?. Şimdi ne yapacaksın’ diyerek kadına soluk aldırmıyordum. Azarlanıp, kapıdan kovulsam, arka bahçe penceresinden yine mutfağa girerdim. Bugünkü başarımı çocukluğumdaki meraka borçluyum...” SOFRA DİSİPLİNİ BABADAN Hülya Hanım mutfak bilincine sahip olmasını babasına borçlu olduğunu söyleyerek, hikâyesine şu sözleriyle anlattı; “Babamın sofra düzeni çok önemliydi. Az yemek yemeyi severdi. Masamızda sadece yeterli miktarda yemek olurdu. Ama tadı çok mühimdi. Çünkü her an misafir gelebilirdi. Babam bize; ‘Damak tadı diye bir şey yoktur. Damak tat almaz, tadı alan dildir. Çok yemek uygun değildir. İnsanın kalbini olumsuz etkiler’ dediği için annem çok dikkatli ve ölçülü yemek hazırlardı. Yemeğe özen gösteren bir insandı. Biz o terbiye ile büyüdük. Eskiden mahallede yemekler imece usulüyle yapılırdı. Okutan teyzede yufka eğlenirse, başka bir evde tencere kaynardı. Her evde pişen yemek mahallenin bütün sofralarında görülürdü. Mutfağa böyle hayran oldum” Okul döneminde ki kurslar, dernek çalışmaları ve profesyonel destekle bu noktaya geldim. Bir dönem geçirdiğim hastalığımın etkileri mutfakta meşguliyetim sayesinde azaldı. Bilgisayar sistem mühendisi ve güzel sanatlar mezunu olan kızım Işıl bana destek olmak için işini bırakıp, yöre yöre gezerek, yemek tariflerinin çekimlerini yapmaya başladı”... Ninem yol gösterdi Mutfağa düşkün ve disiplinli bir kadın olmamın sebebi anneannemdir diyen Hülya Erol, şunları söyledi: “Bize bir hanımın nasıl olması gerektiğini daha 4-5 yaşlarındayken anlatırdı. Kış bile olsa sık sık pencereleri açıp evi havalandırırdı. Sabahları çocuklarına mutlaka kahvaltı hazırlardı. Bize geleneklerimizi yaşatırdı. Çocuklarınıza lafla değil davranışlarınızla örnek olun derdi.” |



